13 Eylül 2013 Cuma

Tekirdağ’da Türk-Macar Dostluğu

Tekirdağ’da Türk-Macar Dostluğu

Geçen ay, 24 Mayıs’ta Tekirdağ’da düzenlenen Kiraz Festivali kapsamında “Türk-Macar Dostluk derneği” Başkanı Güneş Görselen’in davetiyle Racozci müzesinde yapılan törene ve sonrasında düzenlenen resepsiyona katıldım.. Macaristan Askeri Bandosu, atlı süvariler ve folklor gösterisi ve sahil boyundaki geçit resmi tek kelimeyle mükemmeldi. Türkiye’nin Macar büyükelçisi gerçek bir Türk dostu.. Aynı zamanda bir tarih uzmanı ve “Macar Generalleri Osmanlı Hizmetinde” adlı kitabın yazarlarından olan Büyük Elçi Janos Hovari Türk-Macar dostluğunun tarihsel perspektifle, Racozci müzesi önünde çok iyi özetledi.. Aynı zamanda, “Türk-Macar Dostluk Derneği”nin 10. yıl kutlaması çerçevesinde benimde katıldığım, program dışı, Macaristan Bağ ve Şaraplarını tanıtıcı bir seminer gerçekleşti. Ben de bu konunun bilimsel yanını ve Türkiye Bağlarının ve şaraplarının özelliklerini katılımcılarla paylaştım.. Tekirdağ’a yolunuz düşerse mutlaka Racozci müzesini ziyaret etmelisiniz..

Macar Bağımsızlık Önderi..

Aslında benim Macar bağımsızlık hareketinin önderi, Erdel Prensi II. Racozci Ferench’i (1704-1711) tanımam bundan iki yıl öncesinde, Macaristan’ın ünlü bağ ve şarap bölgesi “Tokaj”a yaptığım ziyarete uzanıyor.. O zaman, Racozci şatosunu da ziyaret etme şansını da bulmuştum.. Racozci’nin bağımsızlık mücadelesi 1700 yılında Avusturya-Habsburg hanedanına karşı başlıyor.. Ancak, Avusturya istihbarat teşkilatı onu yakalayıp hapse atıyor.. Bir yolunu bulup, hapisten kaçan Racozci,  Polonya’ya sığınıyor.. İspanya Veraset savaşları nedeniyle, Avusturya ordusu Macaristan’dan çekilince, yeniden Macaristan’a dönüyor ve 1703’te yeniden bağımsızlık savaşını başlatıp, Erdel prensi unvanını alıyor.. Ancak, 1708’de Trencin savaşında Macar’lar Avusturya karşısında yeniliyor ve Racozci yeniden Polonya’ya geçiyor. 1711’de Avusturya’ya ile barış yapılıp, Macar bağımsızlık hareketi bir süre rafa kalkıyor.. Ancak, Racozci’nin bağımsızlık hedefi hiç bitmiyor..

Tekirdağ’lı Racozci..

Bir süre Polonya, Fransa ve İngiltere’de yaşayan prens, 1715 yılında Osmanlı Devleti’nin davetiyle, diğer Macar mültecilerle birlikte Tekirdağ’a yerleştiriliyor.. İşin asıl hikayesi ise;  dönemin padişahı III.Ahmet’in, II. Racozci’yi Erdel-Macaristan kralı yaparak, Venedik-Avusturya ittifakına karşı daha güçlü olmak istemesi.. Ancak, Kırım’dan yardım gelmeyince, Ekim-1717’de Belgrad düşer.. Neyse ki İspanyol tehdidiyle Avusturya savaşı durdurur.. 1718’de imzalanan Pasarofça Antlaşması ile savaş durur. Macar mültecilerinin güvenliği güvence altına alınır..Racozci,  1735’e kadar Tekirdağ’da yaşar ve orada ölür.. Naaşı Istanbul’da Saint Benoit lisesi şapeline yerleştirilir. 1906’da da günümüzdeki Slovakya sınırlarındaki Kosice’deki katedrale taşınır.. 

Festival’de gulaş tattık..

Macar yemeği denildiğinde bizim öncelikle aklımıza gulaş geliyor..Macarlar, anlamının “sığır güden çoban” olduğunu söylüyorlar ve çobanların  9. yy’dan beri bilindiğini belirtiyorlar. Bizim bazı kaynaklarda ise; gulaş’ın aslında bizden Macarlara geçtiği ve Osmanlı’da Yeniçeri’lere dağıtılan “kul-aşı”nın zamanla “gulaş”a dönüştüğünü söylüyor.. Kökeni ne olursa olsun, günümüzde “gulaş” Macarların baş yemeklerinden..Ancak, “gulaş”ta, zaman içinde gelişmiş.. 18. yüzyıldan sonra “kırmızı biber”de vazgeçilmez baharatlardan biri olarak tencere içine girmiş..”Klasik tencere gulaş”ında sığır eti veya domuz eti kullanılıyor. Önce, parça etler yağda kızartılıyor. Tamamlayıcı olarak, patates, domates, kimyon, yeşil biber, sarımsak katılabiliyor. Bizim usulde, domates salçası ve defne yaprağı da katılabiliyor..Daha sulu, çorba formunda ya da daha katı olabiliyor..


Budapeşte’ye yolunuz düşerse..


Tabi Macaristan’da sadece “gulaş” yok.. Ben’de size geçen yılki Budapeste gastronomi notlarımı çıkardım. Öncelikle Budapeşte’de ilk önerilecek restaurant “Gundel”..1992’den beri faaliyet gösteren bu restaurant, klasik Macar yemeklerini modern bir çizgi ile sunuyor..İkinci önerim ise “Onyx”.. Gerçekten çok lezzetli ve zarif bir sunum..Bir diğer önemli restaurant, yine Budapeste’deki “Menza”..Fiyat aralığı daha makul.. ancak, temiz ve lezzetli…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder