14 Kasım 2012 Çarşamba

Cumhuriyetin Nostaljik Şarapları..



Cumhuriyet döneminde, 1950’li ve 1960’lı yılların ucuz şarap arayan genç jenerasyonu, bugün bile hatıralarda yaşayan bazı önemli şaraplardan bahsederler : “Dimitrakopulo”, “Çubuk şarabı” ,”Hetiter”, ”Boğa Kanı” ve “Buzbağ”.. Bunlardan “Çubuk şarabı” halkın daha çok “köpek öldüren” olarak tanımladığı, vasat kalitede, plastik tapa kullanılan ucuz şarabı ifade ederken, “Dimitrakopulo” daha prestijli bir şarap olarak kabul edilirdi..Önceleri özel sektörce üretilen “Çubuk şarabı”, sonrasında “Tekel” tarafından markalaştırılarak, Orta Anadolu üzümlerinden üretilen “sofra şarabı” halini aldı. 1970’li yıllarda “Hetiter” markasıyla fason bir şarap üretildiyse de, bu marka  çok yaşamadı.. Sonrasında, Zeki Aral tarafından satın alınarak “Hitit” markasına dönüştü. Ancak bunun da ömrü uzun sürmedi.. “Boğa Kanı”  Atatürk Orman Çiftliği’nin, “Buzbağ” ise “Tekel”in efsane şarabı olarak hafızalarda kaldı. Burada, Tekel tarafından markalaştırılan;  “Güzel Maramara” ve “Hoşbağ” ve  1929 yılından beri şarap üreten, Ankara ve Cumhuriyet tarihi ile özdeşleşen Kavaklıdere Şarapları’nın “Yakut”, “Çankaya”, “Dikmen” ve “Kavak” marklarını da Cumhuriyetin nostaljik şarapları listesine almalı.Rakı markası olarak başlayıp, Cumhuriyet döneminde şaraba dönüşen “Dimitrakopulo”yu saymazsak, Osmanlı’dan günümüze kalan bilinen bir şarap markası yok. Ancak, öncesinde Tanzimat ile Batıya açılan Osmanlıda şarap kültürünün Rum meyhanelerinde  yeşerdiğini söylemek pek yanlış olmaz..

Şarap Aşkı Tanzimat’la Başlar..

Osmanlı Tanzimat Edebiyatını  Rousseau, Voltaire ve Montesquıeu gibi Fransız filozof-yazarlar etkilemiştir.. Bu yazarların, aşk ve şarap dolu şiir ve mısraları Osmanlı’da şaraba farklı bir bakış ve hoşgörü getirmiştir. Tanzimat’ın büyük şairi Ziya Paşa’nın aşk ve şarabı ifade eden  şu muhteşem beyti hala hafızılarda :
İç bade güzel sev var ise akl u şu’ûrun (Aklın ve bilincin varsa şarap iç, güzel sev) ,
Dünya var imiş ya ki yoğ olmuş ne umûrun (Dünya varmış, yokmuş umurunda olmasın.)
Gerçekten de, geçen haftalarda belirttiğimiz gibi jön Türkler, Batı Edebiyatının da etkisiyle şaraba ilgi duyarlardı..Ancak, Osmanlı’da şarap kültürünün gelişimi aslında meyhane yoluyla olmuştur. Bu nedenle, Avrupa kültüründe yemeğin eşlikçisi olan şarap, Osmanlı’da mezelerin yanında kalmıştır. Osmanlı döneminde meyhaneler koltuk ve gedikli olmak üzere 2 sınıfa ayrılırdı. Bir de koltuk ile gedikli arasında küplü meyhaneler vardı. Genellikle meyhanelerde şaraplar büyük fıçılarda bulunurken, küplü meyhanelerde şarap ve rakılar için özel küpler kullanılırdı. Cumhuriyetle beraber, şaraba yaklaşım da batılılaşmaya başladı.. Atatürk’ün de terşvikiyle özel sektör şarap üretimine girerek iyi kalitede şaraplar üretmeye başladı. O dönemin bazı şarapları hala hafızalarda..


Dimitrakopulo : Rakıdan şaraba..


Dimitrakopulo” İstanbullu Rum bir ailenin soyadı.. Aile Osmanlı’nın son dönemlerinde rakı üretir ve ticaretini yapar.. Sonrasında da, Cumhuriyet kurulunca ilk yılların özel sektör “Rakı” markası olur.. Hatta, Şişli’nin zengin ailelerinden olan “Dimitrakopulo”ların bakkal dükkanından, o dönemde Şişli’de oturan, Atatürk’ün annesi Zübeyde hanım sıklıkla alışveriş yapar..Bazı kaynaklara göre; Atatürk’ün de “Dimitrakopulo Rakı”sını tercih ettiği söylenir.. 1928 yılında Tekel kurulunca “Rakı” devletleşir ve özel sektörce üretimi yasaklanır. Bunun üzerine, aile aynı popüler marka ile şarap üretimine geçer.. Maalesef bu serüven  1950’li yıllarla kadar sürer.. 6-7 Eylül 1955 olayları ve sonucunda yaşanan üzücü durumlar nedeniyle aile Yunanistan’a döner ve “Dimitrakopula” bir süre tarihe karışır..

Aral Şarapları hala üretiyor..


Markanın tescilini, 1960’lı yıllarda “Aral Şarapları”nın sahibi, aynı zamanda ailenin dostu olan “Ahmet Aral”ın rahmetli babası, Türk şarapçılığının duayen isimlerinden “Osman Latif Aral” satın alır. Böylece “Dimitrakopulo” yeni yüzü ve etiketiyle  1900’lü yıllarda şarap işiyle uğraşan “Aral”ların markası olur.. Aslında, el değiştirse de ünümüzde markanın yaşaması umut verici..Hatta, Yunanistan’a bile bir dönem ihraç edilir.. Aral’lar “Dimitrakopulo”yu, Bette Midler, Julio Iglesias ve Sting gibi ünlülere de tattırırlar.. Ancak, henüz eski dönemlerin popülaritesinde olduğunu söylemek güç.. Umarım bu efsanevi şarap ileriki yıllarda daha fazla ses getirir..

Çubuk Şarabından Köpek Öldüren’e..



Tekel 1929 yılından itibaren Tekirdağ, İzmir, Ankara, Kilis, Gaziantep, Tokat, Elazığ ve Ürgüp’te şarap fabrikalarını açar. Ankara’da Önceleri bazı üreticiler “Çubuk karası” olarak adlandırılan üzümlerden o dönem ölçüsünde düzgün şaraplar yaparlar. Sonrasında üretim kalitesi düşer ve “Çubuk Şarabı” ucuz şarapçıların şarabı olur.  “Tekel” sonrasında şarabın markasını tescilleyip, biraz özen göstererek sofra şarabı kategorisinde bir marka yaratır. Ancak, yine de şarabın ucuz imajı değişmez.. Üstelik, o kadar aşağılanır ki, adı “köpek öldüren”e çıkar.. Sonuçta, “çubuk şarabı” eskilerin hafızasında yer eden nostaljik bir marka olarak kalırken, “köpeköldüren” terimi de Türkçe literatüre girer..
Cumhuriyetin şarap serüveninde kuşkusuz, bazı markalar gidecek ve yenileri gelecek. Ancak,  günümüzün şarap trendi 1950’lerden çok farklı.. Ekonomistlerin “iyi para, kötü parayı kovar” sözü, şarap için de geçerli : “iyi şarap kötü şarabı kovar”. Nice, keyifle ve güzel şaraplarla kutlayacağımız 29 Ekim Cumhuriyet Bayramlarına..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder